12 Haziran 2012 Salı
Euro 2012 Yorum
Euro 2012 maç saatleri uygun olduğu için gruplardaki ilk maçların tamamını izledim. Kimi maçta uykum geldi uyukladım, kimi maçta canım sıkıldı, konsantre olamadım, ama şimdiye kadar olan kısım beklediğimden daha eğlenceliydi. İzlemeye devam etmeyi umuyorum..
Özellikle Madrid'de İspanya-İrlanda maçını televizyonda İspanyollarla birlikte izlemek ilginç olabilir:)
Grupları tek tek ele alırsak:
A Grubu: Rusya dışında göze hitap eden bir takım yok. Ayrıca turnuvanın sürpriz yapabilecek ekipleri arasında görüyorum kendilerini. Araya uzun mesafeden attıkları toplar golle sonuçlanıyor. Çekler ise en zayıf ekip görünümündeydi. Baros'a emanet forvet hattından gol çıkması zor görünüyor. Gruptan Rusya'nın 1.çıkacağı garanti gibi. İkinci ev sahibi olması ve takımdaki Alman ligi oyuncuları sayesinde Polonya diye tahmin ediyorum. Yunanistan çıkarsa şaşırtıcı bir başarı olur. Ama Yunanistan bir sonraki turda Almanya'nın önüne düşeceği için illaki veda edecektir turnuvaya.
B Grubu: Danimarka'nın Hollanda karşısında aldığı sürpriz sonuç dengeleri değiştirdi. Hollanda'nın gruptan çıkması zora girdi.. İkinci maçı Almanya ile yapacaklar ve kazanmaları kolay değil. Grupta ikincinin Portekiz olacağını, Danimarka'nın ise diğer aday olduğunu düşünüyorum. Almanlar'a yenilen Portekiz oynadığı futbol ile taraftarına ümit verdi. Gruptan çıkarlarsa şaşırmam..
C Grubu: İspanya'nın rahat lider olmasını bekliyorum. İkinci Italya gelir. Hırvatistan'ın gruptan çıkması ise mümkündür. İtalya ile ikinci grup maçında berabere kalmaları kendilerine yetebilir.. Bu gurupta ikinci ile üçüncü aynı puana sahip olacaktır diye düşünmekteyim.. Hatta ilk üç takım yakın puanlarla sıralanabilir.. İrlanda'nın durumu iç açıcı değil. En çok gol yiyen takım adayım.
D Grubu: Fransa ve Ukrayna'nın gruptan sıyrılacağını tahmin ediyorum. Fransa en güçlü takım hüviyetinde.. 3.maça; Ukrayna karşısına çıkacak Rooney bir ihtimal kurtarıcı olabilir. Ama yine de İsveç İngiltere'nin üzerinde yer alır.. Ukrayna'ya İngiltere çelme takarsa, İsveç neden gitmesin:)
Grup Sonrası Eşleşmeler:
Rusya - Portekiz
Almanya - Polonya
İspanya - Ukrayna
İtalya - Fransa
Finali Almanya - İspanya oynar. Bu sefer Almanlar kazanır.. Gönlüm İspanya'dan yana.
2 Temmuz 2010 Cuma
Dunya Kupasi Bitiyor
Dünya Kupası bitmeden aklımdakileri yazayım:
-Düşündüğümden çok daha az maç izleyebildim.
-Favorim İngiltere çabuk elendi. Takım gerçekten kötü. Brian turnuva başlamadan önce uyarmıştı: Ümit yok...
-Topun kale çizgisini geçip geçmediğini 2010 yılında olmamıza rağmen anlayamıyoruz:) Basit cihazlar ve kolay çözümler uygulamaya geçecektir.
-Vuvuzele denen cihaz, güneş tutulması gibi, insan kitlelerinin de akıl tutulması yaşayabileceğini gösteriyor. Akıl ve kulak sağlığına son derece zararlı bir şeyi ülkeyi tanıtmak gayesiyle etkin ve yaygın şekilde kullanıyorlar. Vazgeçin, işe yaramayacak. Güney Afrika'nın geçmişini unutmayacağız.
-Futbol yorumculuğu, gol olmadığını görünce, "şut çekmeyip arkadaşına pas vermesi gerekirdi" diyerek yapılacak bir iş değildir. Gol olduğu halde "arkadaşına verseydi daha güzel gol olurdu" demek de değildir. Biraz futbol oynamış ya da oynadıysan bile felsefeyi anlamış olmak lazımdır.
-Maçları izlediğimiz kanalda maç sonrası yapılan konuşmalara bakıyorum: Türkçe konuşmayı beceremeyen adamların ne söylediğini anlayamayınca, kanalı çeviriyorum.
-Ben bireysel olarak konuşurken ve yazarken hata yapabilirim. Hakkım var. Ama çok geniş kitlelere ulaşan profesyonel yayınların buna hakkı yok.
-Finali Brezilya ile Arjantin-Almanya-İspanya'dan birinin oynayacağı anlaşılıyor. Brezilya Almanya oynasın derim. Almanya kazansın isterim.
-Düşündüğümden çok daha az maç izleyebildim.
-Favorim İngiltere çabuk elendi. Takım gerçekten kötü. Brian turnuva başlamadan önce uyarmıştı: Ümit yok...
-Topun kale çizgisini geçip geçmediğini 2010 yılında olmamıza rağmen anlayamıyoruz:) Basit cihazlar ve kolay çözümler uygulamaya geçecektir.
-Vuvuzele denen cihaz, güneş tutulması gibi, insan kitlelerinin de akıl tutulması yaşayabileceğini gösteriyor. Akıl ve kulak sağlığına son derece zararlı bir şeyi ülkeyi tanıtmak gayesiyle etkin ve yaygın şekilde kullanıyorlar. Vazgeçin, işe yaramayacak. Güney Afrika'nın geçmişini unutmayacağız.
-Futbol yorumculuğu, gol olmadığını görünce, "şut çekmeyip arkadaşına pas vermesi gerekirdi" diyerek yapılacak bir iş değildir. Gol olduğu halde "arkadaşına verseydi daha güzel gol olurdu" demek de değildir. Biraz futbol oynamış ya da oynadıysan bile felsefeyi anlamış olmak lazımdır.
-Maçları izlediğimiz kanalda maç sonrası yapılan konuşmalara bakıyorum: Türkçe konuşmayı beceremeyen adamların ne söylediğini anlayamayınca, kanalı çeviriyorum.
-Ben bireysel olarak konuşurken ve yazarken hata yapabilirim. Hakkım var. Ama çok geniş kitlelere ulaşan profesyonel yayınların buna hakkı yok.
-Finali Brezilya ile Arjantin-Almanya-İspanya'dan birinin oynayacağı anlaşılıyor. Brezilya Almanya oynasın derim. Almanya kazansın isterim.
Bisiklet Isleri
Evde bisiklet balkonda duruyor. Yalnızlık çekiyor.
Önce balkonda bisiklete nasıl binerim diye düşünüyordum. Arka tekerin yerle temasını kesip, iki rulo arasına yerleştirerek oluşacak bir sürtünme kuvveti ile pekala sürüş keyfi yaratılabilir.
Sonraki aşamada Nintendo Wii'nin algılayacağı pedal ve direksiyondan gelen hız-yön bilgisi sinyalleri ile televizyon ekranından size bir yerleri dolaşma zevki verebileceğini düşündüm.
İnternet'te arattım: http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-1220382/Nintendo-Wii-introduce-exercise-bike.html
Evet, böyle bir uygulama var zaten:)
Resimlerden anladığım kadarıyla bilgisayar oyunu gibi görünüyor. Bunun gerçek parkurlarda ne bileyim Amsterdam'ın, Berlin'in bisiklet yollarında sahne alması daha iyi olmaz mıydı?
Anlık pedal çevirme hızınızı, kaç km yaptığınızı, parkur bitirme sürenizi, harcadığınız kaloriyi ne bileyim bir sürü detayı istediğiniz takdirde ekrana getirip, tutacağı kayıtlarla gelişim grafiğinizi gösterebilir. Bir ayda kaç kilometre yol katetmişiniz bilgisi sizi motive edebilir.
Sanal bisiklet çok ilginç olmasa bile, bizim ülkemizde, bisiklet yolu bulamayınca iyi bir alternatif..
Hatta ilave bir öneri, online olarak bisiklet gezisine çıkarsanız diğer gezicilerle karşılaşıp sohbet edebilirsiniz:)
Önce balkonda bisiklete nasıl binerim diye düşünüyordum. Arka tekerin yerle temasını kesip, iki rulo arasına yerleştirerek oluşacak bir sürtünme kuvveti ile pekala sürüş keyfi yaratılabilir.
Sonraki aşamada Nintendo Wii'nin algılayacağı pedal ve direksiyondan gelen hız-yön bilgisi sinyalleri ile televizyon ekranından size bir yerleri dolaşma zevki verebileceğini düşündüm.
İnternet'te arattım: http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-1220382/Nintendo-Wii-introduce-exercise-bike.html
Evet, böyle bir uygulama var zaten:)
Resimlerden anladığım kadarıyla bilgisayar oyunu gibi görünüyor. Bunun gerçek parkurlarda ne bileyim Amsterdam'ın, Berlin'in bisiklet yollarında sahne alması daha iyi olmaz mıydı?
Anlık pedal çevirme hızınızı, kaç km yaptığınızı, parkur bitirme sürenizi, harcadığınız kaloriyi ne bileyim bir sürü detayı istediğiniz takdirde ekrana getirip, tutacağı kayıtlarla gelişim grafiğinizi gösterebilir. Bir ayda kaç kilometre yol katetmişiniz bilgisi sizi motive edebilir.
Sanal bisiklet çok ilginç olmasa bile, bizim ülkemizde, bisiklet yolu bulamayınca iyi bir alternatif..
Hatta ilave bir öneri, online olarak bisiklet gezisine çıkarsanız diğer gezicilerle karşılaşıp sohbet edebilirsiniz:)
17 Haziran 2010 Perşembe
Beer Love
Two Aussies are adrift in a lifeboat. While rummaging through the boat's provisions one of them finds an old lamp. He rubs the lamp and a genie suddenly appears. This genie tells them that he only grants one wish.
Without giving much thought to the matter, the lamp finder blurts out, "Turn the entire ocean into beer!"
The genie claps his hands with a deafening crash, and immediately the entire sea turns into beer.
The genie disappears and only the gentle lapping of beer on the hull breaks the stillness as the two men considered their circumstances.
The second Aussie turns to the first and says, "Nice going mate! Now we're going to have to pee in the boat."
Without giving much thought to the matter, the lamp finder blurts out, "Turn the entire ocean into beer!"
The genie claps his hands with a deafening crash, and immediately the entire sea turns into beer.
The genie disappears and only the gentle lapping of beer on the hull breaks the stillness as the two men considered their circumstances.
The second Aussie turns to the first and says, "Nice going mate! Now we're going to have to pee in the boat."
İki Avustralyalı batan geminin kurtarma botunda, uçsuz bucaksız okyanusta çaresiz bir şekilde yardım beklemektedir. Hava kararmaya başlayınca botun içindeki gaz lambasını yakmaya çalışır biri. Cin belirir aniden.
"Tek bir dileğini yerine getireceğim. Dile benden ne dilersen" der.
Adamın kafasına güneş geçmiştir. Sıcaktan ve susuzluktan ne dediğini bilmez haldedir: Aklına ilk geleni söyler... "Bütün okyanusu biraya çevir!"
Cin bir el çırpar, koca denizi saniyeler içinde biraya dönüştürüp ortadan kaybolur.
Diğer adam gördükleri karşısında hayret içindedir: Arkadaşını tebrik eder... "Bravo, artık işimiz kolaylaştı, botun içine işemek zorundayız"...
13 Haziran 2010 Pazar
Pavlov'la Savasmak
İkinci Dünya Savaşı'nda Ruslar, Alman panzerlerine karşı köpekleri kullandılar.
Köpekler eğitimleri sırasında uzun süre aç kalıyorlar. Sonra yemekleri bir tankın altına bırakılıyor.
Panzerlerin ileleyişi anında aç bırakılan köpeklerin ipleri bırakıldığında doğruca tanka yönlenip yemek bulma umuduyla aracın altına giriyorlar.
Üzerlerine bağlı bombanın patlatılması ile tank büyük hasar görüyor.
Köpekler eğitimleri sırasında uzun süre aç kalıyorlar. Sonra yemekleri bir tankın altına bırakılıyor.
Panzerlerin ileleyişi anında aç bırakılan köpeklerin ipleri bırakıldığında doğruca tanka yönlenip yemek bulma umuduyla aracın altına giriyorlar.
Üzerlerine bağlı bombanın patlatılması ile tank büyük hasar görüyor.
12 Haziran 2010 Cumartesi
PES Gibi Mac Yayini
2010 Dunya Kupası maçlarını izliyorum.
Öteden beri gelen, futbol adamlarının bir iddiası var: Maçı staddan izlemek çok farklı. Televizyon başında izleyenler kameralara mahkumlar.
Bu tezin doğru olduğunu düşünüyorum. Gerçi tribünde bir saniyelik dikkat dağınıklığı bile çok önemli bir detayı, hatta golü kaçırmanıza neden oluyor. Tekrarını beklemeye başlıyorsun. Belki artık stadlardaki dev ekranlarda golün tekrarını veriyorlardır?
Benim önerim PES denen futbol oyunundaki bir özelliğin tv ekranlarına canlı yayınlarda yansıtılması şeklinde.
PES oynarken ekranın alt ortasında 22 futbolcunun sahadaki dağılımını eş zamanlı görebiliyorsunuz.

Tabi temel problem futbolcuların üzerine bir verici koymakta. Zaten yüzlerce binlerce sinyalin havada sorumsuzca dolaştığı günümüz dünyasında, her takımı böyle bir verici için ikna etmek kolay olmayabilir.
Geldiğimiz nokta itibariyle, teknolojinin futbol gibi büyük bir endüstride daha yoğun kullanımını beklemeliyiz.
Öteden beri gelen, futbol adamlarının bir iddiası var: Maçı staddan izlemek çok farklı. Televizyon başında izleyenler kameralara mahkumlar.
Bu tezin doğru olduğunu düşünüyorum. Gerçi tribünde bir saniyelik dikkat dağınıklığı bile çok önemli bir detayı, hatta golü kaçırmanıza neden oluyor. Tekrarını beklemeye başlıyorsun. Belki artık stadlardaki dev ekranlarda golün tekrarını veriyorlardır?
Benim önerim PES denen futbol oyunundaki bir özelliğin tv ekranlarına canlı yayınlarda yansıtılması şeklinde.
PES oynarken ekranın alt ortasında 22 futbolcunun sahadaki dağılımını eş zamanlı görebiliyorsunuz.

Tabi temel problem futbolcuların üzerine bir verici koymakta. Zaten yüzlerce binlerce sinyalin havada sorumsuzca dolaştığı günümüz dünyasında, her takımı böyle bir verici için ikna etmek kolay olmayabilir.
Geldiğimiz nokta itibariyle, teknolojinin futbol gibi büyük bir endüstride daha yoğun kullanımını beklemeliyiz.
9 Haziran 2010 Çarşamba
I'm on a diet
İngilizce yeni kelimeler ve kalıplar öğrenmek bazen zor olabilir.
Yaşayarak öğrenin:
Bir arkadaşınız ağzına kurabiyeyi bir hamlede atmış, yutacak. Ne yapıyorsun diye sorduğunuzda: "I'm on a diet" diye ağır çekim konuşurken ağzını kocaman açarsa ve o kocaman açılmış ağzın içinde zavallı kurabiyeyi görürseniz bir daha bu kalıbı unutamazsınız...
Yaşayarak öğrenin:
Bir arkadaşınız ağzına kurabiyeyi bir hamlede atmış, yutacak. Ne yapıyorsun diye sorduğunuzda: "I'm on a diet" diye ağır çekim konuşurken ağzını kocaman açarsa ve o kocaman açılmış ağzın içinde zavallı kurabiyeyi görürseniz bir daha bu kalıbı unutamazsınız...

Bende öyle oldu mesela... Bütün iş böyle matrak bir arkadaş bulmakta... İngilizce kolay..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
